Üzerinden bir yıl geçti, ama Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ), 15 Temmuz’da kalkıştığı hanin darbe girişiminde yaşananlar daha dün gibi...

16 Temmuz sabahı kimi çevreler ne diyordu: ‘Darbe girişimi başarısız oldu ama asıl bundan sonra ekonomi ağır darbe alacak’ diyordu. Kimileri de ekonomide yaratacağı etkinin 5 yıldan önce telafisi olmayacağını söylüyordu. Hatırlayın, çoğunluk, hafta başında piyasaların açılamayacağı, vatandaşın bankalara hücum edeceği, devalüasyon olacağı beklentisi içindeydi. O günlerde kelli felli ekonomistlerden çıt çıkmıyordu. Hatırlayın, 16-17 Temmuzu...

Ne oldu? Halk, beklenildiği gibi bankalara hücum etmedi, devalüasyon olmadı, piyasalar da açıldı. 18 Temmuz’dan itibaren ekonominin çarkları dönmeye devam etti. Nasıl oldu? Hükümet, bankalar, sermaye piyasaları ve ekonominin tüm aktörleri ile koordineli çalışarak, likidite garantisi verilerek, başarılı bir kriz yönetimi sergilendi. 16 Temmuz’da yaşananları Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, geçenlerde anlattı: “Tahribatın olabildiğince asgariye indirilmesi için 16 Temmuz sabahından itibaren yoğun bir çalışma içine girdik. Bu psikolojinin çok iyi yönetilmesi gerekiyordu. Para çekme talebinin tamamının karşılanması noktasında bütün bankalara talimat verdik. Bütün bankalar da talimatlara olumlu tepki verdi.”

NASIL TOPARLANDIK?

Elbette, hain darbe girişiminin ekonomi üzerinde hiçbir etkisi olmadı diyemeyiz. Rakamlara fazla boğmadan özet geçeyim. Borsa düştü, ama bir yıl sonra bugün rekor üzerine rekor kırıyor. TL, döviz karşısında -özellikle de dolar karşısında- değer kaybetti, bugün eski seviyelere gelmeye başladı. Ekonomi daraldı, ama bu yılın ilk çeyreğinde, beklentinin de üstünde yüzde 5 büyüdü. Dış ticaret hacmi, yüzde 25’lere yakın geriledi, bugün yeniden toparlanmaya başladı. İşsizlik ciddi boyutlara ulaştı ama bugün 1,4 milyona yakın istihdam sağlandı. Tüm bunların hepsi de bir yıl gibi bir sürede oldu.

Peki, nasıl oldu? Cumhurbaşkanı önce. “Dövizi olanlar satsın, TL’ye dönsün” çağrısı ile TL’nin değer kaybı önledi, ardından da istihdam çağrısı ile işsizlik oranları düştü. Vatandaş dolarını sattı, iş dünyası istihdam çağrısına karşılık verdi. Ardından, teşvik ve destek paketleri, Kredi Garanti Fonu’nun devreye sokulması gibi hükümetten de piyasaları ve reel sektörü rahatlatacak peşi sıra önlemler geldi. Ve kimi çevrelerin beklediği gibi 15 Temmuz sonrası ülke rayından çıkmadı; siyasetçisiyle, iş dünyası, finans dünyası ve vatandaşı ile çok kısa sürede hızla toparlandık.

ŞİMDİ NEREDELER?

Başka ne oldu? 15 Temmuz öncesi; büyük holdinglerin, bankaların, birlik ve derneklerin, sivil toplum kuruluşlarının başında oturup da ülkeyi ve ekonomiyi dizayn etmeye çalışanlar, ‘bu ülke bizden sorulur, onu da yaparız bunu da yaparız, onu oraya getiririz, bunu buraya atarız’ diyenler; bugün, ya yurtdışında kaçaklar ya da hapisteler. Nurettin Canikli’nin verdiği bir bilgiyi daha paylaşayım. 15 Temmuz sonrası, FETÖ soruşturması kapsamında, 43 ilde, 965 şirket ile 107 kişinin mal varlıklarına el konuldu. Bu şirketlerin aktif büyüklüğü 41 milyar lira ve 50 bin kişilik istihdamları var. Düşünün artık!   

Şimdi gelelim, kritik soruya... 15 Temmuz’da yaşananlar, başka bir ülkenin başına gelseydi, ne olurdu; bir yıl gibi bir sürede o ülke toparlanabilir miydi? Cevabı size bırakıyorum.

Yazının Devamı için TIKLAYIN

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner1

banner2