banner129
banner73

Erol Taşdelen; ''Bankaların Sigorta Soygunu''

banner124

Birileri çıkıp Bankaların sigorta soygununa dur ( ! ) demesinin vakti geldi. Birileri derken tabi bunu denetim yetkisi olan kurumlar yapmalı. Başta BDDK, SPK, TBB, İş Etik Kurulu, Rekabet Kurulu, Tüketici Mahkemeleri … olmak üzere Kamuoyu adına denetleme yetkisi olan kurumların pasif kalması kabul edilebilir bir durum değildir.

Erol Taşdelen; ''Bankaların Sigorta Soygunu''
banner92
banner136

SİGORTA SOYGUNU NASIL OLUYOR !
Bir vatandaş gidip özgür iradesi ile Sağlık, Hayat, Konut, DASK, Kasko, İşyeri, Ferdi Kaza gibi sigorta yaptırması kendi lehinedir. Günümüz koşullarında Kaskosu olmayan bir araç,  Sigortasız bir ev düşünemiyorum. Normal uygulama bu şekilde “rızaya dayalı, gönüllülük esası” ile olmalıdır. Zaten sözleşmeler baskı altında kalmadan hür irade ile imzalanmalıdır, aksi halde hukuken de geçersiz sayılmaktadır. Hal böyle iken ve bu temel etik kurallar bilinirken nasıl oluyor da bir esnafa aynı banka bir yıl içinde 3-4 ferdi kaza poliçesi, kesebiliyor. Bunu banka müşterisini çok seviyor, müşterisini düşünmüş, müşterisinin başına bir şey gelir ise ailesi zor durumda kalmasın gibi sulandırıcı açıklamalar ile yapmaya kalkmayalım lütfen. 2018’de BES’de Devlet Katkısı kısmı bile % -20’lerde zarar etti, Devlet Tahvilleri % -15’lerden fazla zarar ettirdi. Kaç bilinçli müşteri bu ortamda BES yapar, MİY’ler bu ürünü müşteriye nasıl sunabilir ?. Müşterinin gönüllü rızası olmadan yapılan bu tür sigortalar, düpedüz kılıfına uydurulmuş, soygundur ! Bunu yapan ve asıl “yapın” baskısını yapanlar 1. Derecede sorumludur. Bankalardaki bu  yöndeki mailler suç delilidir.
BU SİGORTA BASKISI NEDEN OLUYOR
Bankalar 20-25 yıl önce bu sigorta işine pek sıcak bakmadılar. Dış Ticarette yapılması gereken zorunlu sigortalar hariç nerede ise hiç poliçe kesilmezdi. Müşterilerden bu yönde gelen talepler de sigorta şirketlerine yönlendirilerek halledilirdi. Her şey 1990’larda kredi faizlerin düşmesi, kredi kar makasının daralması sonucu “yeni karlı ürün” arama çalışmaları sonucu başladı. Bu arayış direkt “komisyon” gelirlerini artırmak yönünde kendini gösterdi ve Sigorta işlemleri de asıl gelir getirici öncelikli ürünler içine alındı. Başta sigortalardan temsilciler haftanın belli günleri şubelere gelir oldu, baktılar bu iş tuttu büyük şubelerde sigortacılara ayrı masa açıldı sürekli eleman bulunduruldu. Özellikle Bireysel Kredilerinin tavan yaptığı yılarda DASK, Konut, Taşıt poliçe sayılarının da tavan yaptığı yıllar oldu. Başta Bireysel MİY’ler olmak üzere SPK, BES ve SEGEM Sertifika alma zorunluluğu getirildi.
KRİZ YILLARI  BAŞA BELA
Kriz ve Durgunluk yılları bankacılar için kabus yıllarıdır ve bu yılların profesyonelce yönetilmesi gerekir. Böyle yıllarda kredi verme iştahı olmadığı için karlılıkta sürekliliği sağlamak isteyen bankalar “riski düşük, karlılığı yüksek” komisyon getirici ürünlere odaklanır ki Sigorta bu hedefler için idealidir. Sorun da bu noktada başalar. Bir anda mail, tele konferanslar, Performans Toplantıların ana konusu Sigorta olur. Netice Raporlarında Sigorta gelirlerin Performans Değerlendirmede puanlaması artırılır. Bir anda şube çalışanları Bankacı olduğunu unutur hale gelir.
SİGORTA ÇILGINLIĞINDA SUÇLU KİM
Banka Stratejisini dönem dönem Sigorta üzerine kurgulanmasına itirazımız yok. Bir şart ile “İş Etik kurallarına uymak” şartı ile. Genel Müdürlük Pazarlama ekibine “sigortadan şu kadar komisyon geliri yaratacaksınız” diye bir hedef verilir. Bu komisyon hedefi o kadar fazladır ki normal şartlar altında bunun tutturulması mümkün değildir. Önce pazarlaması yapılacak sigorta ürünler belirlenir. Bu ürünlerden kaç bin adet satılacağı hedeflenir. Bu hedef sigortalar bölgelere bölgeler de şubelere dağıtır. Tabi ucuna da ufak bir Tatil, Prim gibi rüşvet de eklenmesi ihmal edilmez. Şubede çalışanın vay haline. İlk 3’e gireceğiz de Bölge Müdürümüz Yurt Dışına tatile gidecek. Birinin cezası diğerinin ödülü oluverir !
BÖLGELER NASIL DAVRANIR ?
Hedefleri şubelere potansiyel olup olmamasına bakmadan, fizibilite yapmadan kendine yakın gördüğü kolladığı şubelere az, diğer şubelere fazla olarak bu ürünler dağıtılır. Dağıtmak yetmez sabah, öğle akşam mail raporları ile bunlar bütün şubelere bombardıman başlar, “ ……. Şubesinden 1 BEEES, ..…. Şubesinden 2 Hayaaat, ….. Şubesinden 1 Kaskooo….”  mail çöplüğüne hoş geldiniz. Maillere bakayım derseniz çalışamazsınız. Her saat başı MİY aranır mı arkadaş. MİY  telefona bakıp dakikalarca niçin satış olmadığını anlatmaktan kitlenir kalır. Böyle bir ortam içinde empati yapın lütfen. Günler geçtikçe verilen mesajlar da sertleşir : “Yapan şube yapıyor, oturduğun yerde tabi yapamazsın ne zaman arasam şubedesin, yapmazsan dışarda bu işi yapacak insan çok” cümleleri havada uçuşur.  Söylemler seviyesizleşir. Bana en komik geleni de akşam çıkmadan önce konuştuğun konu için sabah aynı kişi tarafından aranmak olmuştur. Arkadaş akşamdan sabaha ne değişti de tekrar arıyorsun” gece şubeyi discoya çevirdik de gelir mi soruyorsun” ( ! ) diyemiyorsun tabi …
ŞUBELER NASIL DAVRANIR ?
Bu mail, telekonferans, WhatsApp mesaj, telefon  çöplüğü içinde temiz kalınması mümkün mü ? Yarış başlamıştır artık önce eş dost, yakın gördüğünüz müşteriler rica minnet  mesajları içeren telefon trafiğine başlarsınız. İş duygu sömürüsüne kadar gider, “abi / abla hedefim var sigorta yapmam lazım yoksa işten atılacağım” konuşmalarını düşünebiliyor musunuz ? Çaresiz kalan insan ne yapar, ya o deveyi güdeceksin ya o diyardan gideceksin. Borçların, çocukların gelir aklına dişlerini sıkar çalışırsın. Çalışırsın çabalarsın henüz hedefin % 30’larındasındır. Zaman daralmakta, gelen satış tablolarında hele bir de yeşil, sarı, kırmızı gibi renkli ise kendinizi trafik kaosunun içinde bulursunuz ne yapıp edip kırmızıdan kurtulmanız lazım. İşte bütün sorun bu noktada başlar. Gönüllü, müşteri rızası ile yapılması gereken sigortalarda etik kurallarına uymaya gerek kalmaz. Bunun için kredili müşteriler ilk hedeftir. Öyle ya bankadan para istiyorsunuz vay halinize. Kasko, Konut  kredilerinde müşteriyi ikna etmek daha kolaydır zaten konut ipoteği, araç rehin alındığı için sigorta zorunlu. Müşterinin “dışarıda sigortalarda daha ucuz” deme şansı yok, “kredinin koşulu sigorta, yoksa iptal oluyor” gibi mesleki yalanlar havada uçuşur. Hoş bazen gerçekten kredi içine Tahsis de bunu yazar aslında yaptıklarının suç olduğunu da bilmeden.
İŞ ETİK KURALLARI NİÇİN VAR, NİÇİN DENETLENMİYOR ?
Bu kadar Sigortalarda dayatma var iken denetlenme niçin yapılmaz? Denetin nasıl olacak çok basit. Müşteri kredi raporlarını çıkarın, zorunlu olmadığı halde ( örneğin KGS Kredilerinde ) niçin sigorta yapıldı diye sorgulayın. Müşterilere sorun çoğunun bundan haberi bile yoktur. Hatta iş o kadar çığırından çıktı ki aynı müşteriye aynı banka şubesi her kredide ferdi kaza sigortası yapacak kadar gözü dönmüştür. Esnaf 3 kuruş kredi alacak yanına da 2-3 çeşit sigorta yapılacak daha eline kredi geçmeden önemli bir kısmı buhar olup gidecek. Müşteri geldi sigorta yaptırdı savunması yapılamaz o zaman çıkaralım raporları kredi tarihi ile poliçe tarihi ne tesadüf aynı gün oluyor.
BU SOYGUNA KİM DUR DİYECEK !
2018’de geldiğimiz noktada her kuruş kıymetlidir. Bu yasak kılıf içinde yapılan soyguna birilerinin dur ( ! ) deme vakti gelmiştir. Bunu yapacak olan da Resmi kurumlardır. Burada akla müşterilerin “sigortada cayma hakkı” var  gibi bir şey gelebilir, fakat sürekli kredi ilişkisinde bulunduğunuz bir ortamda çalıştığınız banka ile kötü olma olasılığı var iken bu pratikte pek işlemiyor. Hiç olmaz ise kamu otoritesi krediye bağlı olarak yapılan kasko, konut, DASK gibi sigortalar hariç diğer sigortarda örneğin ferdi kaza, BES sigortaları adetinde sınırlama getirebilir. Kredi koşullarında sigorta dayatmasının yasaklanması çözüm olabilir. Kural koymadan denetleyemezsiniz. Dolayısı ile sigorta alanında banka – sigorta şirketi – banka müşterisi üçgeninde sigorta ilişkisinin düzenlenmesinin ve sigorta aracılığı ile insanların mağdur edilmesinin önlemini alma vakti gelmiştir. Banka çalışanlarını da müşterilerin de bu baskıya dayanacak gücü kalmamıştır artık. Burada BDDK, SPK, TBB, İş Etik Kurulu, Rekabet Kurulu, Tüketici Mahkemeleri gibi kurumlara büyük tarihi sorumluluk düşmekte, varlıklarını hissettirme vakti gelmiştir.

Bana her konuda yazabilirsiniz.
Erol Taşdelen
[email protected]

Kaynak: Para Medya

YORUM EKLE
banner71
SIRADAKİ HABER

banner56

banner62

banner81

banner121

banner135

banner63

banner64

banner78

banner120

banner133