banner15

“Dünyanın en öğrenilen parfüm markası olmak istiyoruz”

Türkiye’den bir parfüm markası olarak çıkıp dünya sahnesinde boy göstermek hiç de basit değil.

“Dünyanın en öğrenilen parfüm markası olmak istiyoruz”

Türkiye’den bir parfüm markası olarak çıkıp dünya sahnesinde boy göstermek hiç de basit değil.

05 Ekim 2017 Perşembe 20:38
“Dünyanın en öğrenilen parfüm markası olmak istiyoruz”

Türkiye’den bir parfüm markası olarak çıkıp dünya sahnesinde boy göstermek hiç de basit değil. Ama Nishane rastgele bir reklam veya PR takviyeyi olmadan süratle yükselen genç bir Türk markası olarak dikkatleri sürüklüyor! 

Türkiye’nin ilk niş parfüm markası olan Nishane’yi kurarak çok kısa vakitte dünya çapında majör galibiyetlere imza atan kreatif direktörler Murat Katran ve Mert Hoş’le beraber Nishane’nin marka yolculuğunu konuştuk.

İkinizin de eğitimi, sektör farklılığı, teşebbüsçülüğü aşırısıyla merak uyandırıyor. Sizleri kısaca tanıyabilir miyiz?

Murat Katran: Boğaziçi Üniversitesi Beynelmilel Ticaret mezunuyum. Üniversiteyi tamamladıktan sonra ilgisiz işler yaptım. Demir-çelik ihracatıyla uğraşmaya başladım. Bu sayede dünyanın bir hayli ülkesini dolaşma kaderim oldu. Dolaşırken de lüks tüketimi görme bahtı tuttum. Bu yarıyılda insanların seçkin parfümlere olan alakasını keşfettim. Tabii bir de kokulara alakam vardı. Bu esnada da Türkiye’de neredeyse hiç meçhul niş parfümlerle tanıştım. Usumda yavaş yavaş bizim de böyle bir şey yapabileceğimiz düşüncesi oluştu. Zira değişik kültürlerin kesişme noktasında, bu işin ana yurdundayız. İpek Yolu’nun çok ehemmiyetli merkezlerinden bir tanesi neden bu alanda dünyaya çok özel tasarımlar, konseptler sunmasın? Mert’le tanıştıktan sonra bu isteklerim çok daha fazla ön tasarıya çıktı ve beraber kolları sıvadık.

Mert Hoş: Öykümüz eş. Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bvefatı mezunuyum. Ayrıca gıda meşrubat şirketçiliği eğitimi aldığım için öykünün azıcık da lüks yeme içme kültürünün tarafındaydım. İki sektörde de kokuları anlama, değişik kokuları belirleme ön tasarıya çıkıyor. Bundan evvel de coffee table book tasarımcılığı yapıyordum. Hatta Türkiye’nin ilk lüks oteller coffe table book tasarımını ve editörlüğünü yaptım. Tıpkı Murat’ın da anlattığı gibi tüm bu işlerle beraber parfümü de bağdaştırabildim…

Murat Katran ve Mert GüzelMurat Katran ve Mert Hoş

Lüks tüketime geçiş yaparken parfümü seçmenizde başka etkenler de var mı?

Murat Katran: Hakikatinde biz alan okumayı beğeniyoruz. Piyasayı da azıcık bildiğim için söylüyorum. Şu anda dünyada rastgele bir markada dünya markası olmak istiyorsanız en güç mahsul parfümdür. Zira her parfüm değişik notalardan oluşur ve rastgele birini azıcık fazla koyarsanız reaksiyon alabilir. Dolayısıyla marka yolculuğuna başlamadan evvel kopya bir parfüm markası olarak adlandırılma olasılığınız var. Parfüm alanında orijinal, tasarımı iyi bir marka olmak varsayım edebileceğinizden daha güç. Biz tüm bu güçlükleri beğeniyoruz. Bir Türk markası olarak çıkmak ve yurt dışında boy göstermek her alanda olduğu gibi güç. Mevzubahisi parfüm olunca çok daha güç ama aynı zamanda da çok kolay. Gerçekten ruhu olan ve orijinal işler yapabilirseniz, geliştiğiniz toprakların dokusunu azıcıkçık da olsa aktarmayı muvaffak olabilirseniz, dünyanın en iyi parfümünü ortaya koyabilirsiniz.

Nishane’nin öyküsünü azıcık daha dinleyebilir miyiz?

Murat Katran: Marka adı daha evvelden tanımlansa da çalışmalarımız 2010 senesinde başladı. Çalışmaları çok saklı yürütmemiz gerekiyordu. Zira 16 kokudan oluşan başlangıç koleksiyonunda İstanbul konsepti yaratmak, niş parfüm alanındaki ilk Türk parfüm markası olmak istiyorduk. Bu surattan Extrait de Parfum olarak ilk koleksiyonumuzu lanse etmemiz beş senelik bir çalışmanın ardından 2015 senesinde oldu. Ama ondan evvelinde piyasada ad yapabilmek ismine değişik mahsuller ortaya koyduk. Bu sebeple kendi reel mahsulümüz üzerine çalışırken başka bir parfüm serisini piyasaya sürdük. Tüm bunlar, dosyamızı oluşturabilmek, Milano’daki Esxence fuarına katılabilmek için de ehemmiyetliydi. Zira 10 karakter bir kurulun titizlikle yaptığı tahlillerden sonra geri dönüş yapılıyor. Özetle beş senelik ciddi bir hazırlık sürecinin olduğu bir Nishane öykümüz var.

Nishane’nin marka yolculuğu...Nishane’nin marka yolculuğu...

Nishane Türkiye’nin ilk niş parfüm markası. Ayrıca yurt dışında da ciddi bir haysiyeti var. Nishane’nin hem Türkiye hem de yurt dışı pazarında onu rakiplerinden ayıran eforlu istikametleri neler?

Mert Hoş: Bizi değişiklerinden ayıran özelliğimiz ekstra konsantrasyon. Yüzde 30 esans kullanıyoruz. Kullandığımız çiğ maddelerin natürelliğine çok umursuyoruz. Kokularımızda takribî yüzde 75-80 oranında natürel çiğ maddeler kullanılıyor. Bu surattan kokuların kalıcılığı ve deride vazgeçtiği his çok yüksek. Sunilik hissi yok. Nishane olarak maksatlarımızın en ehemmiyetlisi de bu. Zira lüks bir mahsul alıyorsanız gerçekten bedelli bir şey kullanmak istersiniz.

Murat Katran: En ehemmiyetlisi de koku tasarımlarımız. Son 10 senede özellikle Batı’daki çağdaş parfümevlerinde de azıcık daha oryantal, odunsu anekdotalar ciddi anlamda moda. Ama bu kokuları Körfez Arapları kadar ağır ve ustalıkla işleyemiyorlar. Ama baktığımız zaman oryantal Arap parfümevlerinin ürettiği esans yağları Batılılar için çok ağır geliyor. Dolasıyla dünyadaki herkesin özel bulabileceği, köprü görevi olabilecek en iyi alanlardan biri de parfüm. Biz Batılı, çağdaş notaları da, oryantal notaları da en iyi biçimde harmanlayabilen bir parfümeviyiz. ABD’deki New York Times, New York Post gibi ehemmiyetli gazeteler haricinde Avrupa’daki gazete ve mecmualarda da yer almamız, dünyanın en iyileri arasında gösterilmemiz de bu iddiamızı destekliyor. Tamamen bu topraklardan çıkan kıymetleri parfümle vermeye çalışıyoruz. Her parfümevinin bir öyküsü vardır. Bizim öykümüz de Batı’da bu işi iyi öğrenen insanlardan bütün anekdot alıyor, bu da bizi çok mutlu ediyor.

Gaye kitlenizi nasıl belirliyorsunuz?

Murat Katran: Nishane lüks bir marka, kendini özel sezmek isteyen herkes bizim gaye kitlemiz. Maliyet aralığımız azıcık pahalı gibi görünebilir. Ama hakikatinde Mert’in de bahsettiği gibi Extrait de Parfum başka bir deyişle yüzde 30 konsantrasyon düşünüldüğünde, kullanılan markalara göre ucuz dahi. Zira mevcut markalar misalin 60 Euro ise, 20 fıs bunalsa Nishane’nin üç fısına denk gelmez. Hal böyle olunca insanlar kullandığı parfümü yedi hatta sekiz ile çarpmalı Nishane ile mukayese etmek için. Batı’da bu gidişat çok daha iyi öğreniliyor, çoğu yerde ucuz dahi bulunuyoruz. Ayrıca kendini özel ve değişik sezmek azıcık da pahalı bir şey. Gaye kitlemizi daraltmak istemiyorum. Parfüm kullanan, iyi kokmaya itina gösteren, kendini hoşlanan herkes bizim gaye kitlemiz.

Nishane tüm parfüm severlere hitap ediyor.Nishane tüm parfüm severlere hitap ediyor.

2015’te piyasaya girdikten sonra gayelerinize ne oranda yanaştınız? Geçen iki senede neler değişti?

Mert Hoş: Çok güç bir alan. Çok fazla marka çıkıyor ama bir hayliyi galibiyetli olamıyor. Bizim için ilk başta Milano’ya kabul edilmek çok ehemmiyetliydi. Zira oradaki jüriyi geçmek, Türkiye’den çıkan bir marka olarak ilk kez sergilenen 150 markanın arasına girebilmek ehemmiyetliydi. Kokuların niteliği ve bizim verdiğimiz pozitif enerji katıldığımız sene yeni gelen markaların en iyisi olarak gösterilmemizi sağladı.

Murat Katran: Bu iki senedir de dünyadaki en iyi markalardan biri olarak gösteriliyoruz. Zati insanların imza olarak kullandığı muhakkak başlı markalar var, onların arasına girmek epeyi güç. Piyasaya egemen şahıslarla bağlantıya geçtikten sonra ilk sene iki veya üç tane ülkeye girmenin çok iyi olduğunu anladık. İlk senenin sonunda 20’yi geçmiştik, şu anda da 40’tan fazla ülkede Nishane boy gösteriyor. Hiçbir yere bizi alır mısınız diye müracaat etmedik. Bütün ülkeler medyadaki yansımalar, kullanıcıların pozitif görüşleri sayesinde bizi keşfetti. Güney Afrika’dan Avustralya’ya kadar dünyanın dört bir yanındaki insanlar Nishane’yi soruyor. Bırakın maksatlarımıza erişmeyi, şu an maksatlarımızın fersah fersah ötesindeyiz. Tabii bunlar başlangıç maksatlarımızdı. Bundan sonraki maksadımız ise dünyanın en öğrenilen parfüm markası olmak. Bu emel için de gece gündüz çalışmaya devam ediyoruz.

Esxence Fuarı serüveninizden azıcık daha detaylı bahsedebilir misiniz?

Murat Katran: 2015’te de aynı fuarda yer aldık. Orada Fransız markalarının yanındaydık. Onların stantları boşken bizimki doluydu. Başlangıçta önyargıyla yanaşmalarına karşın kokuların niteliğini gördükten sonra herkesin düşüncesi değişiyordu. 2016’da Mevlana’dan esinlendiğimiz Fan Your Flames kokumuzun tanıtımını yaptık. 2017’de, bu yılki fuarda öğrenilen ve insanların merak ettiği bir marka haline geldik. O surattan ilk kez Türk kültürünü bütün yansıtan Hacivat, Karagöz ve Zenne acelesi üzerine hazırlık yaptık. Meşhur gölge oyunumuzdan esinlendiğimiz bu üç yeni koku, insanların ciddi anlamda güzeline gitti. Şu anda bizi dünyanın her tarafından bu surattan çağırıyorlar. Zira parfümde öykü anlatıcılığı güzergahımız ortaya çıktı. Gölge oyunundaki Karagöz ve Hacivat’ın şahsi tersliklerini bu parfüm serisinde bulmak olası. Zenne ise daha meyve ağırlıklı, floral kokusuyla kadının temsili diyebiliriz.

İstanbul neden Nishane için ehemmiyetli bir konsept?

Mert Hoş: Zati Nishane İstanbul ismiyle tanıtılan bir marka. Biz doğma sihrime İstanbulluyuz ve kendi ismimize konuşacak olursak, bu kentin ruhunu çok iyi yakaladık. Bunu yaptığımız işe yansıtmaya çalışıyoruz.

Parfümde bayan-erkek biçiminde ikili cinsiyet ayrımı yapmıyorsunuz. Harika bir şey bu ama pek de alışıldık değil. Bu fikir nasıl çıktı?

Mert Hoş: Hiçbir nesnenin, parfümün, giysinin veya işin cinsiyeti olduğuna inanmıyoruz. Zira insan kendine hangi rolü biçerse onu oynar. Parfümde de benzersi geçerli. Mesela bir erkek gül kokusunu beğenebilir. Gül kokusu bayanlarla aynılaştığı için onu neden kullanmasın?

Murat Katran: Dünyada hiçbir müessesenin bu yetkinlikte olabileceğine de inanmıyoruz. Rastgele bir parfümün bayan ya da erkek parfümü olduğunu söylemek anlamsız. Hoşlandığınız, sizi ifade eden bir koku sizin kokunuzdur. Kalıp düşünceler sebebiyle bazıları bazı kokuları daha maskulen veya kadınsı bulabiliyor. Bu da tamamen onların yorumudur, biz asla böyle bir yorum yapmayız.

Mert Hoş: Bizim kokularımızı da biz her ne kadar istemesek de bu biçimde belirleyebiliyorlar. Coşturucu olan bir şey var ki o da insanların maskulen dediği kokuları bayanların kullanması, kadınsı dediği kokuların da pek çok erkek fanının olduğunu görmek. Bu gidişat doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.

Bir İstanbul markasıBir İstanbul markası "Nishane"

Türkiye ile yurt dışına mukayeselersek talep/arz ve alkış mevzularında ne gibi değişiklikler var?

Murat Katran: Bu suali piyasaya ilk çıktığımız sene sorsaydınız, çok daha majör farklar görecektim. Zira Türkiye’de her alanda olduğu gibi bu alanda da majör önyargılar var. Onun haricinde sektör parfüm olunca yeniden aynı biçimde birtakım kıskançlıklar kaçınılmaz oluyor. Fransa ve İtalya gibi ülkelerin baskın olduğu bir alanda yapılan işlerin kopyadan öteye geçemeyeceği düşünülüyor. Daha kokuları dahi dinlemeden bu kalıp yargıları sürdüren pek çok birey var. Bu gibi etkenler sebebiyle yurt dışına yoğunlaştık. Yapabileceğimiz tek şey buydu. Yurt dışından pozitif geri dönüşler almak, Luca Turin gibi bu alanda dünyanın en ehemmiyetli eleştirmenlerinin alkışını kazanmak Nishane’ye olan yargıları da değiştirdi. Tüm bunların da desteğiyle Türkiye’de de talep/arzın gitgide çoğaldığını hep beraber görüyoruz. Öncelikle yurt dışında bir şey muvaffak olmanız gerekli ki sizi kendi topraklarınızdaki vatandaşlarınız sahiplensinler.

Şişe ve kutu tasarımları kime ait?

Mert Hoş: Konseptten tutun kutu ve parfüm tasarımına kadar Nishane’de ürettiğimiz her şeyi beraber ortak kararlar alarak yapıyoruz.

Yeni bir koleksiyon hazırlarken hem konsept hem de tasarıma karar verme sürecinden bahseder misiniz?

Murat Katran: İlk 16 kokumuz bütün beş sene, sonraki iki kokumuz bütün bir sene, son üç kokumuz Hacivat, Karagöz ve Zenne ise 14 ay sürdü. Şu anda da yıla nisanda çıkaracağımız kokuların çalışması devam ediyor. İki değişik ruhun olması çok ehemmiyetli bir zenginlik fakat muhakkak başlı problemleri de birliktesi getiriyor. Aynı fikirde buluştuğumuz kadar ayrı düştüğümüz mevzular da oluyor. “Evet, bu iş tamam” demek çok güç. Yeri geliyor tartışma dahi ediyoruz. Ama o kadar dürüstüz ki tam güçlükler hafifliyor.

Sizinle beraber çalışan başka şahıslar yok mu? Mesela kaç parfümör var?

Murat Katran: Dünyada bu işe bütün anlamıyla egemen 500’e yakın parfümör var. Bizim parfümörümüz de Jorge Lee isminde yarı Kolombiyalı yarı İngiliz, İstanbul’da yaşayan bir birey. Ancak Nishane bir parfümör markası değil, kreatif direktör markası. Bizler de iki kreatif direktörüz ve parfümörle beraber yapıyoruz tüm kokularımızı. İstanbul’un ruhunu yansıtırken bizim kimi zaman absürt kimi zaman da acemi olan fikirlerimiz çok ehemmiyetli olabiliyor. İyi bir koku ortaya koymak basit ancak orijinal, nitelikli, uzun vadeli bir koku ortaya koymak çok çok güç. Bunun için de bizim değişlerimiz aşırısıyla ehemmiyetli. Farkı yaratan da bu. Hatta bu son üç kokuda kendimizi ilk kez parfümör olarak da yazdık. Bu sefer laboratuvara da girdik diyebiliriz.

Nishane ürünlerinin 40 ülkeye satışı yapılıyor.Nishane mahsullerinin 40 ülkeye satışı yapılıyor.

Laboratuvar kısmı da kreatif yanı kadar cümbüşlü mü?

Murat Katran: İşin reel cümbüşlü olan kısmı o. Sizin yarattığınız bir şey daha sonra insanların imza kalitesindeki kokusu oluyor, onsuz yapamıyorlar. Şu anda dahi dünyanın her yerinden övgü mailleri gelmeye devam ediyor.

Kullandığınız esanslar, aromalardan bahsedebilir misiniz? Olmazsa olmaz dediğiniz bir esans var mı?

Murat Katran: İlk lanse ettiğimiz koleksiyonumuzda, kokuların beraber oluşturduğu uyumun İstanbul’u anlatmasını istedik. Dolayısıyla hem Doğu hem de Batı rüzgârları vardı. Bunun ayrıca değişik koku ailelerinin ve aromaların bulunduğu bir koku kütüphanesi olmasını istedik. Böylece her zevkten şahsa erişebilmek basitleşti. Misalin hayvansı koku beğenenler için Afrika-Olifant, vetiver beğenenler için Sultan Vetiver, yeşil notaları beğenenler için Boszporusz, çiçeksi kokular beğenenler için Tuberóza gibi kokular ortaya koyduk. Son iki koleksiyonumuz azıcık daha ustalaştığımız, trendleri tanımlayacak biçimde ortaya koyduğumuz kokulardan oluşuyor. Tek olmazsa olmazımız hem nitelikli hem de orijinal bir iş olması.

Parfüm haricinde mum da yapıyorsunuz sanırım. Bu fikir nasıl çıktı?

Mert Hoş: Yeni koleksiyonla beraber şimdilik mum üretmiyoruz. İlk çıkardığımız parfüm serisiyle beraber onları bitiren bir mum koleksiyonumuz vardı. Mumlarımız da yeniden nebatsaldı, hiçbir biçimde petrol kapsayan, yapay olan çiğ maddeler yoktu. Yeni çıkartacağımız koleksiyon da bu yönde olacak.

Murat Katran: Bu mum düşüncesi hakikatinde piyasada yükselmemiz, dosya hazırlamamız gereken yarıyıllardı. Extrait de Parfum koleksiyonu yarıyılında bir yandan da yeni bir şeyler ortaya koymamız, para kazanarak markayı yükseltmemiz gerekiyordu. O noktadayken mum koleksiyonu yaptık. Parfümevlerinin olmazsa olmazlarından biri de mum. Türkiye’de olmasa da dünyada oldukça popüler. Şu an arzında da bulunuyor. Çabuğa gelsin istemiyoruz, orijinal olması ehemmiyetli. Çalışmalarımız sürüyor.

"Nishane bir parfümör markası değil, kreatif direktör markası."

Şu anda 40 ülkeye satış yapıyorsunuz… En çok arz gören seriler ve en çok satış yapılan ülkeler hangileri?

Murat Katran: Belli başlı kokular tabii ki aralarından sıyrılıyor. İlk 16 kokudan Wūlóng Chá, Pasıón Choco, Tuberóza ve Sultan Vetiver oldukça iyi. Belli kokular muhakkak yerlerde daha çok satıyor. Misalin Wūlóng Chá, Kuzey Avrupa’da çok satıyor. Şimdi Çin’de iyi satmaya başladı. Pasıón Choco’nun Amerika’da çok sattığını görüyoruz. Sultan Vetiver ise Polonya’da çok satıyor. Şimdi bu son koleksiyon Karagöz, Hacivat ve Zenne de yok satıyor. Bir yıllık öngördüğümüz stok iki hafta içinde bitti. Bir anda çok majör bir yoğunluğa girdik. Kutu tasarımlarını da tamamen el emeği olan ahşaptan yaptık.

Türkiye’deki satış noktalarınız nereler?

Mert Hoş: İstanbul’da Kanyon’da Harvey Nichols, Nişantaşı ve Suadiye’de Brandroom, Nişantaşı ve Akasya AVM’de Home of Scents, Çamlıca’da Galeries Lafayette ile çalışıyoruz. Ankara Harvey Nichols, Bodrum ve Adana Brandroom, Alaçatı Sign in Store’da da satışlarımız var. Ancak Türkiye’deki satış oranlarımız, evrenseldekinin yüzde 1’i dahi dğeil.

Maliyet siyasetiniz nasıl? Yoğun esansı haricinde hangi kriterlere göre maliyetlendirme yapıyorsunuz?

Mert Hoş: Mahsul içine giren her maddenin çok özel olması gerekiyor. Her şey el üretimi… Bu gibi etkenler maliyeti de artırıyor. Buna karşın en uygun maliyeti sunuyoruz. Dünya sahnesinde rekabet ettiğimiz ve denk sayıldığımız markaların fiyatları Türkiye’de iki kat daha pahalı. Maliyetlerimiz 590 TL ile 850 TL arasında değişiyor. Yurt dışında ise 160 Euro ile 215 Euro arasında.

Resimler: Batuhan Zümrüt

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner34

banner1

banner2