banner73

Okan UTKUERİ'nin kişisel web sayfası yeni tasarımıyla yayında...

Sigorta Sektörü'nün tanınmış yöneticilerinden biri olan Okan UTKUERİ kişisel web ve blog sayfasını yeniledi. UTKUERİ, yeni tasarım ile yayınladığı okanutkueri.com ile ilgili şu sözlere yer verdi;

Okan UTKUERİ'nin kişisel web sayfası yeni tasarımıyla yayında...
banner92

Yeni yıla iki yeni bir başlangıçla giriyorum.

Öncelikle, kişisel web sitemi ve blog sayfalarımı yeni bir tasarımla tekrar aktif hale getirdim. 

Yaşam hikayemi, koçluk yolculuğumu, zihinsel atıştırmalık tadındaki blog yazılarımı ve okuma/dinleme/izleme tavsiyelerimi bulacağınız  www.okanutkueri.com adresine sizleri bekliyorum. 

Aynı zamanda, blog sayfamla aynı adı taşıyan, "Zihinsel Atıştırmalıklar" facebook sayfasını açtım.

https://www.facebook.com/zihinselatistirmaliklar/

Bu facebook sayfamda, hem blog yazılarım hem de koçluk, mentorluk, kişisel gelişim, liderlik, inovasyon, startup ekosistemi gibi alanlarda faydalı gördüğüm paylaşımlar yer alacak.

Beğeninize sunulur.

Okan UTKUERİ

Kendi kaleminden OKAN UTKUERİ kimdir?

ODTÜ ve Bankacılık Okulu sonrasında, çalışma hayatına atılmak üzere İstanbul’a geldim. Okuldan bir arkadaşımla beraber Kuzguncuk’ta bir ev kiraladık.

İlk görev yerim Ziraat Bankası Kredi Kartları Merkezi oldu. Plastik kart konsepti ülkemizde daha emekleme aşamasındaydı. Aslında bankacılığı ve kredi kart dünyasını sevmiştim.

Ancak Bankacılık Okulunda aldığım The Chartered Insurance Institute eğitimi nedeniyle bir an önce sigortacılık sektörüne girmek istiyordum.

Gazetede Tam Sigorta şirketi tarafından verilen “Yurt dışına eğitime gönderilmek üzere yönetici adayı aranıyor” ilanını görünce hemen başvurumu yaptım ve mülakat sürecinden sonra işe alındım.

Böylelikle, kısa bir Ziraat Bankası deneyiminden sonra, 1992 Mayıs ayında sigorta sektörüne Tam Sigorta ile merhaba dedim.

Münih macerası…..

munichresertifika

İlanda bahsedilen yurt dışı eğitim Munich Re bünyesindeki Alois Alzheimer burs programıydı. 12 ayrı ülkeden 12 ayrı katılımcının, Münih’deki misafirhane tarzında bir evde birlikte yaşadıkları ve Münih Re bünyesinde verilen eğitimlerden oluşan 10 aylık rüya gibi bir program. Son iki ayını da iki ayrı Alman sigorta şirketinde staj olarak planlamışlardı. Üstelik burs paketinde fena sayılmayacak bir cep harçlığı da vardı.

Büyük bir heyecanla 1992 Ekim ayında Münih’e gittim. 24 yaşındaydım ve ilk kez yurt dışına çıkıyordum.

Münih Re burs programı, mesleki açıdan çok önemli bir eğitim fırsatı oldu. CII programından sonra, ikinci kez, Türkiye’de çok az kişiye fırsat olan, çok özel bir eğitim programına katılıyordum.

IMG_20140117_0001

Aynı zamanda,11 ayrı ülkeden ve farklı kültürlerden gelen katılımcılarla birlikte Münih’de yaşamak, mesleki bilginin yanı sıra çok değerli kazanımlar edinmemi sağladı.

İlk 4 ayımızı sadece Almanca öğrenmek üzere bir dil okulunda geçirdik. Sonrasında, Münih Re bünyesinde çok yoğun bir mesleki eğitim programı vardı. Tüm derslerin Almanca olarak yapılması ayrı bir zorluk ve deneyimdi.

10 ay çok çabuk ve keyifli geçti.

Hür Sigorta’ya geçiş….

Ben Almanya’da eğitimdeyken, Tam Sigorta satıldı ve beni bu eğitime gönderen genel müdürümüz tüm ekibiyle beraber grubun diğer şirketi olan Hür Sigorta’ya geçti. Ben de eğitim dönüşü Hür Sigorta’da çalışmaya başladım.

Küçük ölçekli, acente ağırlıklı ve oto sigortacılığı odaklı çalışan bir şirket olan Hür Sigorta’da Genel Müdürüm beni farklı birimlerde görevlendirdi. Bu dönem mesleğin dinamiklerini ve piyasanın işleyişini anlamam açısından çok verimli bir süreç oldu.

Aldığım eğitimlerden gelen bilgi birikimim, çalışkanlığım ve kişiliğimle kısa zamanda şirkette sivrildim.  Müdür, koordinator ve genel müdür yardımcısı unvanlarını aldım. Bana bağlı olarak çalışan ekibin büyük çoğunluğu yaş olarak benden oldukça büyüktü. Hem mesleki hem de yönetsel anlamda çok iyi bir tecrübe kazanmış oldum.

1990’ların ikinci yarısında sektörde çok sayıda yeni sigorta şirketi açılıyordu. Nitelikli personele ihtiyacın yüksek olduğu bir dönemdi. Yoğun bir iş değiştirme furyası vardı. Ben imkanları kısıtlı olmasına rağmen, bana ciddi bir eğitim desteği sağlayan, yeni bir şeyler öğrenme fırsatı bulduğum ve çalışmaktan keyif aldığım şirketimden ayrılmadım. Sektördeki arkadaş çevremde, sektöre başladığı şirkette halen devam eden ender kişilerden birisiydim.

İlk Genel Müdürlük deneyimi….

1999 benim için karmaşık duygularla dolu özel bir yıldı.

Ocak ayında ailemizin yeni üyesi, Yasemin dünyaya geldi.

Ekim ayında babamın kısa bir zaman içerisinde aramızdan ayrılmasına sebep olacak talihsiz hastalığını öğrendik.

Aralık ayında da, Genel Müdürümüz emekli olma kararı aldı ve şirketin genel müdürlüğü bana teklif edildi. Daha 31 yaşındaydım. Babamın hastalığı nedeniyle benim için zor bir dönem olmasına karşılık, büyük bir heyecan, enerji ve istekle görevi kabul ettim.

Önce kurum içerisinde bir kültürel ve organizasyonel değişim sürecini yönettik.

Portföyümüz oto sigortası ağırlıklıydı. Yeni genel müdür olmanın heyecanı ve enerjisiyle, kriz döneminde, zorlu bir rekabet ortamında, kısıtlı kaynak ve sermayeyle, oto sigortasında ve acente ağırlıklı bir yapıyla mücadele etmenin zorlukları beni yıldırmadı.

Ana odağımız oto hasar yönetim olmuştu. Bu alanda yeni arayışlara yöneldik. Max Servis adı altında, ufak bir onarım merkezi açtık ve burayı oto hasarı nasıl onarılır, işin püf noktaları nedir, daha ekonomik ve hızlı onarım için ne yapılabilir gibi konularda bir eğitim merkezi ve laboratuvar gibi kullandık. Türkiye’deki anlaşmalı servis ağını Max Servis üzerinden yönetmeye başladık ve Kasko Max adında sadece bu servis ağında geçerli bir ürün çıkardık.

Bu arada, 2001 krizi patladı ve zorlu koşullarda, çok sayıda banka ve sigorta şirketinin iflas ettiği, kapandığı bir süreçte şirketi sağlıklı bir şekilde ayakta tutmayı başardık.

2004 yılına geldiğimizde, artık benim kişisel hedeflerim, beklentilerim ile şirketin çizgisi arasındaki farklılık ciddi olarak belirginleşti. 12 yıldan sonra, yeni bir arayışa girdim.

TSRSB süreci…

Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği bünyesinde yeni yapılanma, kabuk değişikliği dönemiydi. Mart 2004’de Genel Sekreter Yardımcısı olarak Birlik’e geçtim.

Kısa bir süre sonra, kapsamlı bir yeniden yapılanma projesine başladık. Bir danışmanlık şirketiyle birlikte yürüttüğümüz bu projede, sektörün paydaşları, beklentiler, portal  ve istatistik alt yapısı gibi sektörün gündemindeki ana başlıklar üzerinde çalışma fırsatı buldum.

Sektör networkümü genişletmesi, genel resmi görmemi, sektör oyuncularını tanımamı ve yönetim kurulundaki sektöre yön veren yöneticilerle birlikte çalışma fırsatı bulmamı sağlaması açısından çok  faydalı bir dönemdi.

Aynı zamanda, 2005 yılında ailemizin dördüncü üyesi Emre aramıza katıldı.

Birlik deneyimi bana çok şey kazandırdı. 2 yılın sonunda, şirketlerden tekrar işin business tarafına dönmem için teklifler gelmeye başladı. Kanımdaki adrenalin, farklı tecrübeler edinme, yeni maceralar yaşama isteği bu tekliflere sıcak bakmama sebep oldu.

2006 yılı Mart ayında Genel Müdür yardımcısı olarak Garanti Sigorta’ya katıldım. İlk sorumluluk alanım, şirketin kurum idarecisi olduğu DASK faaliyetleriydi. 3 ay sonra finans, IK, IT gibi yönetim destek fonksiyonları da bana bağlandı. Aynı yılın Eylül ayında şirket üst yönetiminde kapsamlı bir değişim yaşandı ve genel müdür olmam teklif edildi.

Bana verilen ilk görev, üst yönetim değişikliğinin yarattığı etkileri hızlıca toparlamak, şirket içinde stabiliteyi sağlamak ve şirketin birlikte yola devam edeceği yabancı bir ortak bulma sürecini başlatmaktı. Sonrasında da uluslararası bir grup çatısı altında, Garanti Bankası ile işbirliği içerisinde, iddialı hedeflerin peşinden koşan bir şirket oluşturulmasını sağlamaktı.

Bu sefer 38 yaşımda, potansiyeli, kaynakları, alt yapısı çok güçlü, DASK gibi oldukça önemli kurumun idareciliğini üstlenen bir şirketin genel müdürü olmuştum.

garanti_potburi_2

İlk işimiz stratejik bir analiz yapıp, önceliklerimizi belirlemek ve şirket içinde bir değişim programını başlatmak oldu. Ana hedefimiz, içerideki liderlik kültürünü yeniden tanımlamak, daha paylaşımcı, katılımcı, dengeli bir çalışma iklimi oluşturmaktı. “Değişime Liderlik Etmek” programını başlattık ve bir dizi workshop yaptık. Ortak bir hayal oluşturduk ve tüm seviyelerdeki çalışanların sahiplenmesini sağlamak için yoğun bir efor harcadık.

Aynı zaman diliminde, şirketimize yabancı bir ortak bulmak üzere süreci başlattık. Şirkete yoğun bir ilgi vardı ve sürecin sonunda Hollandalı Eureko grubu şirketin yeni hissedarı olarak belirlendi. Oldukça hızlı ve başarılı yürüyen bu sürecin sonunda, yasal onaylar alınarak, Haziran 2007 tarihinde hisse devri ve nihai anlaşmalar tamamlandı. Benim için son derece öğretici, zorlu ve heyecanlı bir çalışma olmuştu.

Görevdeki ilk 6 ayın sonunda, şirket içinde stabilite sağlanmış, kapsamlı bir değişim programı ve yeniden yapılanma süreci başlatılmış, performans olarak olumlu bir tablo ortaya konmuş ve aynı zamanda M&A projesi tamamlanarak şirketin yeni yabancı hissedarı belirlenmişti.

ve …..

ES

Anlaşma gereği 3 ayın sonunda şirketin ismini değiştirmemiz gerekiyordu. Şirketin yeni markası olarak, Hollanda’da holdingin ismi olan Eureko seçildi.

Uluslararası bir grup çatısı altına girilmiş olmasının getirdiği yoğun bir uyum ve entegrasyon süreci yaşadık.

Diğer yandan da, şirketin yeni stratejik önceliklerini, iş planını belirleme, organizasyonel bir yeniden yapılanma başlatma ve yeni markanın lansman çalışmalarına koyulduk.

Çalışma iklimi olarak, yukarıdan aşağıya dikte edilen değil, belirlenen ana strateji ışığında tabandan desteklenen bir iş yapış şekli oluşturmaya çalıştık. Bunun için de herkesin düşünmesini, fikir üretmesini, bunları paylaşacak cesareti, aksiyonu göstermesini çok önemsedik.

yenilikci_sirket_odulu_v3

İnovasyon platformu olarak kurguladığımız “Cinfikir Kutusu” böyle hayata geçti. Hayalimiz, büyük buluşlara imza atmaktan ziyade, tüm ekibin yeni yaratıcı fikirler üzerinde düşünmesini, öneriler üretmesini, bunları Cinfikir Platformu’na iletmesini ve tüm bu egzersizi içsel bir enerji, tutku, bağlılıkla yapmasıydı. Bu yönde yaptığımız başarı çalışmalarla En Yenilikçi Şirket Ödülü’nü kazanmamız bize büyük moral vermişti.

Benim en büyük ideallerimden birisi, bu işleyişi doğal bir süreç haline getirecek şirket ikliminin oluşmasıydı. Bunu başardığımızda zaten potansiyeli, kaynakları, finansalları güçlü olan şirketin, hayallerini ve stratejik hedeflerini gerçekleştirmesinin kaçınılmaz olduğuna inanıyordum.

Kaskometre Cinfikir Kutusu’nun ilk önemli çıktısıydı. Bize büyük bir enerji vermişti. Hem hazırlık süreci hem de lansman aşamasında çok heyecanlıydık. Sonuçta finansal anlamda başarılı bir deneme olmadı, ama şirketin yaratıcı, inovatif ve cesur yaklaşımının somut bir

kaskometre_1

göstergesi olması açısından çok etkili oldu. Aynı zamanda ATM üzerinden satış uygulaması, bir çok ürün ve projemizin ismi ve en önemlisi yıllık vizyon toplantılarımızın sloganı hep “Cinfikir Kutusu”ndan çıktı.

İnsanların dudaklarımızı değil adımlarımız takip ettiğine inandık. Bu yüzden, söylemlerimizle aksiyonlarımızın uyumlu olmasına çok önem verdik. Sadece alışkanlık gereği, söylenmesi gerektiği için değil gerçekten inandığımız ve sahip çıkacağımız söylemlerde bulunduk. Bunun faydasını da çok gördük.

Stratejik planlama, rekabet avantajlarına odaklanan bir yapıda farklılaşmayı sağlamak, şirketin sektör içerisindeki farklı ve özel konumunu güçlendirmek en önemli önceliklerimizin başında geliyordu.

Organizasyonel yapılanma anlamında oto, sağlık, acente ve broker birimlerinin kurulmasına hız verdik ve özellikle İK uygulamalarımızın sistematik bir yapıya kavuşması anlamında ciddi bir çalışma başlattık. Buna paralel olarak, şirket içinde bir çok önemli projeye imza attık. Yetenek gelişim programı olarak “Gelişim Akademisi”, tasarruf bilincinin yaygınlaşması için “Bilinçli Çalışma Hareketi”, yeni marka lansmanımız olarak “Hayatı Cesurca Yaşa”, yönetim ekibiyle birlikte gerçekleştirdiğimiz “Geleceği Yönetmek” seansları bunlar arasında en öne çıkanlar oldu.

Finansal başarılarımız bize cesaret veriyordu. 2007, 2008 ve 2009 yılında ilk 10 sırada yer alan şirketler arasında büyüme oranı, teknik kar oranı ve özkaynak karlılığı oranı açısından her üç kriterde de ilk sıradaki şirket olduk. Şirkette yarattığımız değişim programı çok başarılı bir sonuç vermişti. Global krizin yaşandığı ve sektörün çok zor bir dönemden geçtiği bir süreçte başarılarımız bize gurur, cesaret ve inanç aşıladı.

223586155

Artık önümüzde yeni hedefler vardı. En önemli önceliğimiz, sektör lideri konumunda olduğumuz bankasürans iş modelimizi çok daha farklı bir noktaya taşımaktı. Bu amaçla, çok uzun soluklu bir proje olan Bankasürans Maratonu (BAM) projesini başlattık.

Aynı zamanda kurum kimliğimiz ve değerlerimize yönelik çok kapsamlı bir çalışma başlattık. Yine bu dönemde, şirketimizin performans ve sağlık dengesinin önemini çok konuştuk ve “Organizasyonel Fitness” kavramı hayatımıza girdi.

İçimizde hep bize ait, bizi yansıtan, kurumsal aidiyeti güçlendirecek bir binaya taşınma hayali vardı. Kimliğimizi, değerlerimizi daha net, somut, elle tutulur bir yapıda günlük hayatımıza sokmamıza imkan sağlayacak bir binaya taşınma fikri bize heyecan veriyordu.

Sonuçta, Altunizade’de eski bir binayı satın alarak, baştan tasarlayıp, inşa etme projemizi hayata geçirebilecektik. 8 yıllık Eureko Sigorta deneyimimin en heyecanlı, keyifli ve enerjisi yüksek projelerinden birisinin yeni binanın tasarımı, inşası ve taşınma süreci olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

eurekosigorta bina

Büyük ses getiren, hem mimari açıdan hem de içerideki çalışma konsepti açısından sektörün ilk örneği niteliğinde çok özel bir binaya kavuşmuştuk. Özellikle oda kavramını kaldırmamız, ben dahil herkesin açık, şeffaf bir ortamda çalışması, esnek çalışma saatlerini devreye sokmamız sektör için çok önemli ve cesur kararlardı.

Geriye dönüp, Garanti Sigorta’da başlayan ve Eureko Sigorta olarak devam eden Genel Müdürlük dönemine baktığımda, dolu dolu geçen, hem finansal hem de organizasyonel iklim açısından çok önemli ve başarılı projeleri hayata geçirdiğimiz, çalışma arkadaşlarımla birlikte sektörde ilk niteliğinde bir çok öncülüğe imza attığımız, acısıyla tatlısıyla benim için inanılmaz keyifli, öğretici ve de gurur verici 8 yıl geçirdiğimi görüyorum.

DASK, TSRSB ve Tarsim…

Eureko Sigorta’daki Genel Müdürlük görevim süresince, Türk sigorta seköründe önemli role sahip olan kurumlarda Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapmış olmam bana çok önemli kazanımlar sağladı.

Bu kurumların başında elbette DASK geliyor. 2006 – 2014 yılları arasında Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nda Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptım. Kurum İdareciliğini Eureko Sigorta’nın üstlendiği DASK çatısı altında birçok paydaşla birlikte önemli projelere, başarılara imza attık. Kurumun bugünkü ayrıcalıklı ve başarılı konumuna gelmesine katkı sağlayan ekibin bir parçası olmanın gururunu yaşıyorum.

Ayrıca, aynı 8 yıllık dönemde, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği ve TARSİM A.Ş. bünyesinde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptım.

Yeni bir sayfa….

2013 yılının sonuna gelindiğinde, artık benim için yeni sayfa açmanın zamanının geldiğini hissettim.

Sağlıklı ve sorunsuz bir geçiş sağlamak adına, bu süreci kurumum ile karşılıklı işbirliği ve uyum içerisinde yürüterek tamamlamış olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.

Ayrılış kararımı, şeffaf bir şekilde 6 ay öncesinden ilan ederek, sektör adına belki bir diğer örnek davranış daha sergilemiş olduk.

Güncelleme Tarihi: 15 Ocak 2018, 16:50
YORUM EKLE
banner71
SIRADAKİ HABER

banner56

banner62

banner81

banner63

banner64

banner78