banner315
banner256

Sigorta sektörü çıkış arıyor

banner209

Ankara’daki tüm sigorta acentelerini çatısı altında toplayan BASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Ali Yücel sektörün bugününü ve yakın gelecekteki yol haritasını açıkladı. Dünyadaki katastrofik zararları, iklim değişikliklerini, ekonomik ve siyasi krizleri analiz eden Yücel’e göre sigorta şirketleri zor bir sınav veriyor ve güvenli bir yol arıyor.

Sigorta sektörü çıkış arıyor
banner147

Ankara’daki sigorta acentelerinin çatı kuruluşu olan Başkent Sigorta Acenteleri Derneği (BASİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Ali Yücel, sigortacılık sektörünü her yönüyle ele alan ve sektördeki son gelişmeleri kapsayan bir kanuna ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Yücel, “Şu anda sigortacılık bir geçiş döneminde. Bunun çeşitli sebepleri var. Dünyadaki katastrofik zararlar, iklimsel değişikliklerin yarattığı olumsuz etkiler ve coğrafyamızdaki ekonomik ve siyasi krizler sebebiyle Türkiye’nin düştüğü ekonomik ve sigortasal sıkıntılar olduğu bir dönemdeyiz. Sigorta şirketleri son dönemde zarar ediyorlar. Bunun için bir çıkış arıyorlar” dedi.

- Başkanım Türkiye’de sigortacılık ne durumda hangi anlamda ele almalıyız?

Şu anda sigortacılık zor bir dönemden geçiyor. Bunun çeşitli sebepleri var. Dünyada ki katastrofik zararlar, iklimsel değişikliklerin yarattığı olumsuz etkiler ve coğrafyamızda ki ekonomik ve siyasi krizler sebebiyle Türkiye’nin düştüğü ekonomik ve sigortasal sıkıntıların olduğu bir dönemdeyiz. Sigorta şirketleri son dönemde zarar ediyorlar.  Bunun için bir çıkış arıyorlar. Çıkış ararken de bazı sigortalardan kaçınma yoluna gidiyorlar. Yani biz bunu yaparsak zarar ederiz diye devlette kanunlarla bu kaçışı önlemeye çalışıyorlar. 

TAHSİLAT PROBLEMİ VAR 

- Sigorta sektörü kendini yenilemeli mi yoksa bu şekilde devam edebilir mi?

Yenilemeli çünkü şu andaki mevcut durum sürdürülebilir bir durum değil. İşte bunun en basit örneği İstanbul’da iki günde oluşan dolu hasarı. Sigorta sektörü neredeyse bir yılda ödediği hasarın üçte biri kadar bir hasara maruz kaldı ve daha da kalıyor. Bu öngörülemeyen bir şeydi. Bunun en büyük sebebi de dünyadaki iklim değişikliği. Yaz mevsiminde dolu yağıyor, karasal bir bölgeye ya da hiç dolu yağmayan bir şehre. İkincisi devlet müdahaleyi yaparken deneme yanılma yöntemini kullanıyor. Yani kapsamlı bir çalışma yapıp da sektörün bütün paydaşlarının ortak konsensüsünü sağlamıyor. Sağlamadan bir kanun çıkarıyor. Sonra çıkarttığı o kanunun aksaklıkları meydana geliyor. Sektör değiştiriyor. Bu Türkiye’nin genel yapısından kaynaklanan bir sorun, sadece sigorta sektöründen değil. Bu borçlar kanununda da böyle ceza kanununda da böyle.

Deneme yanılma yöntemiyle gidiliyor. Sektöre yeni oyuncular giriyor, acente sayısı çoğalıyor pasta aynı duruyor, herkes mevcut pastaya saldırmaya çalışıyor. Bir de son zamanlarda trafik sigortası çok bilgi ve teknoloji gerektirmeyen bir sigorta türü olduğundan ve iyi kazandırdığından geçen seneye kadar herkes sigortacı olmaya çalıştı. Olmayanlar da buradan paralar kazandılar, hep böyle gideceğini sandılar. Şu anda komisyonlar çok düştü ve primlere devlet müdahale etti. Dolayısıyla da sigortadaki kar marjları düşüncede artık sadece trafik sigortasına dair üretim yapan acenteler zor durumda kaldı. Üçüncüsü coğrafyamızda ki ekonomik sıkıntıların yansıması Türkiye’de çok oluyor. Bir çok şirket zor durumda şu anda. Türkiye’de sanayi tesisleri, endüstriyel tesisler çağın şartlarına ayak uyduramadığı için orada bariz hasarlar meydana geliyor. İş güvenliğine ve yangın güvenliğine uygun önlemler alınmadan, bir sistematize güvenlik önlemi olmadan kurulan tesislerde hasarlar meydana geliyor. Yangınlar, su basması gibi olaylar oluyor. Bunlardan dolayı da hasar çoğalıyor. Yani neresinden bakarsan bak sigorta 2017 yılı sektör açısından çok zor bir yıl oldu. 2018’inde bundan daha kolay bir yıl olacağını düşünmüyorum. 

SİGORTACILAR ÇALIŞTAYI GELİYOR

- Önemli bir sigorta birliğinin başındasınız. BASİAD bu konuda ne gibi tedbirler almayı ve neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Biz BASİAD ve üst çatı kuruluşumuz olan TÜSAF ile birlikte tahsilât problemini giderici bazı adımlar atıyoruz. Birkaç bankayla görüştük. Bir tanesiyle de projemizi hayata geçirdik sayılır. Sigorta acentelerinin veya müşterilerinin tahsilâtı ile uğradıkları sıkıntıları aşmak için bir bankayla proje hazırladık ve o proje bitti şu anda. Bu eğer doğru bir şekilde yönetilebilirse sigorta şirketlerinin ve acentelerinin tahsilât bedelini ortadan kaldıracak. Bu acenteler için yıllardır hep hayal edip de gerçekleşmesini düşünemedikleri bir şeydi. Biz bunu başardık. İkincisi biz acentelerin giderlerini azaltıcı çalışmalar yapıyoruz. Akaryakıt giderleri için indirimli anlaşmalar, bilgisayar malzemesi için toptan alımlar yapıp onlara daha esnek ve kolay indirimler sağlayabiliyoruz. Sağlık sigorta acenteleri için birçok hastaneyle anlaşmalar imzalayıp onların ek gelir elde etmeleri veya sigortalarına daha konforlu bir hizmet sunabilmeleri adına bazı protokoller imzalıyoruz. Turizm firmaları ile sigorta acentelerinin müşterileri vs. konaklama, otel vs ihtiyaçları için indirim alabileceğimiz turizm sektörünün STK’larıyla veya bizzat otellerin kendileriyle protokoller imzalıyoruz. İletişim ile ilgili giderlerini azaltmak için gerek internet gerek telefon sabit veya mobil telefonlar için telefon şirketleriyle uygun kontratlar imzalıyoruz. Bunlar acentelerin giderlerini azaltmaya yönelik. Biliyorsunuz bir işletmede kar sadece geliri arttırmakla değil, giderleri de kontrol edebilmekle sağlanabilmektedir. Biz bunları sağlıyoruz. 

- Hükümet kanadında ne yapıyorsunuz?

- Hükümetle sigorta sorunlarını görüşüyormusunuz? 

Sadece Hükümetle değil tüm kesimlerle ve sigortaçılığın tüm paydaşların olacağı bir çalıştay düzenlemeyi düşünüyoruz. Sigorta şirketleri, sigorta acenteleri ve sivil toplum kuruluşları bizim bağlı olduğumuz hazinenin, belki bize hizmet sağlayan çözüm ortaklarımızın da katılacağı bir çalıştay olsun istiyoruz. Çünkü bu sigorta tarihinde bir ilk. İşin doğası gereği bu bütün taraflar aslında aynı gemide olmalarına rağmen ortak hareket etmeleri gerekirken hep karşı karşıya gelmişiz. Hep rakip görmüşüz birbirimizi. Şimdi bunu engelleyip sektöre karşı nasıl daha sağduyulu olabilir, pratik çözümler getirebiliriz, bunları düşünüyoruz. Bu sektörü Avrupa’daki standartlara nasıl çıkartabiliriz, pastayı nasıl büyütebiliriz diye hesabını yapıyoruz. 

banner208
- Sigorta kanunu yeterli mi?

2007 yılında yürürlülüğe giren kanunumuz o günün şartlarında bile sektörümüzün ihtiyacını karşılayamıyordu. Bugün gelinen nokta,  yeni kanunun zorunlu hale gelmesi. İhtiyaçlara cevap verecek yeni bir kanun sigorta sektörünü büyütür.

“Sigortacılık Kanunu” deyip geçmeyelim Sigorta Acentelerinden, sigortalılara, sigorta şirketlerinden finans sektörüne kadar geniş bir yelpazeyi ilgilendiriyor. Durum böyle olunca da gün geçmiyor ki sigorta sektörü ile ilgili bir sorun medyaya taşınmasın, Kamuoyunu meşgul etmesin. Trafik Sigortası aylardır ulusal ve yerel medyalarda önemli haber olarak tartışılmaya devam ediliyor. Keza Otomatik Katılım-BES bunlardan biri. Kanunun çıktığı günden beri geçen 10 yıl bu kanunun da günümüzün şartlarının gerisinde kaldığı birçok eksik ve yetersizlikleri olduğunu bizlere gösterdi. Bir de buna sigortacılığın gelişmesi, dijitalleşmesi, yeni şart ve risklerin çıkmasını da eklersek, içinden çıkılamaz yeni bir durum ile karşı karşıyayız demektir. Ülkemizde sektörel bazda çok başarılı kanunlar çıkarıldı. Sigortacılık sektöründe de aynı hassasiyetle çıkarılacak kanun, sektörü ve dolaylı olarak sektöre dâhil olan vatandaşları rahatlatacaktır. Mevcut kanun ve ilgili yönetmelikler artık sektöre dar geliyor. 

AFETE KARŞI DATANIN ÖNEMİ 

- Türkiye’de sigortacılık nereye gidiyor?

Türkiye aslında daha bakir sigortacılık açısından. Şu anda biz Avrupa Birliği ülkelerine yaklaştık diyoruz birçok konuda; ama sigortacılık konusunda çok daha gerilerdeyiz. Şöyle söyleyeyim daha sektör yeni 15 milyar doları bulurken birçok Avrupa ülkesinde bu 200-250 milyar dolarlık büyüklüklere ulaşmış bir pasta. Yani daha kat edeceğimiz çok yol var. Bizim daha sisteme kanalize edeceğimiz çok sigorta branşı var. Özellikle sorumluluk, hayat, sağlık, eğitim, hukuk sigortaları hatta kredi kefalet sigortası gibi Türk iş gücünün, Türk çalışma hayatının en büyük sıkıntısı olan sermaye birikiminin sıkıntılarını azaltacak kredi yani teminat mektubu yerine geçecek sigortaları çıkartmamız lazım. Devletin bunun için düzenlemeler yapması lazım. Yani önümüzde daha çok yol kat edeceğimiz yol var. Pasta çok büyük; ama her sektörde olduğu gibi bu sektörde de profesyonel insanların, kurumsallaşmış acentelerin, bilen bilgiyi biriktiren ve bunu sunan acentelerin bu işi yapması gerekiyor ki dediğim gibi bu en nihayetinde bir kontrat. Kontratın şartlarını bilen iki taraf olması gerekiyor. Biz bunlar için uğraşıyoruz. 

İYİ NİYETLİ BİR AKİT

- Sigorta şirketlerinde en önemli şey güven unsuru ve kurumsal bir yapı. Bu konuda büyük bir sıkıntı da sanırım sigorta şirketleri?

-Sigorta şirketleri son zamanlarda kayda değer sıkıntılar yaşamaya başladılar. Tabi sektörün yüzde 70’ine yakını yabancı sermayenin takdir edersiniz ki en büyük amacı kar elde etmek. Kar elde edemeyince de biraz daha keskin önlemler almaya başladı. Ayakta kalması da bu sürece bağlı. Birde buna Türkiye’deki kontrat kültürünün olmaması sorununu eklersek sektörde; çünkü biz genetik olarak kontrat kültürüyle yetişmeyen, ahbap çavuş ilişkisiyle işlerimizi yürüten bir toplum olduğumuz için kontrattaki maddeler karşımıza çıktığı zaman, bu nasıl olur, siz niye böyle yapıyorsunuz gibi şeylerle karşılaşıyoruz. Bizim artık bu işin bir kontrat olduğunu ve iki tarafında haklarının ve yükümlülüklerinin olduğunu hedef kitlemize anlatıp, onları ikna etmemiz gerekiyor. Sigorta zaten iyi niyetle bir akittir. Her iki tarafında iyi niyetli davranması gerekiyor. Maalesef Türkiye’de kötü niyetli işlemlerde çok fazla olmakta, bunu engelleyemiyoruz. İhmal, kusur oran olarak gelişmiş yerlere göre daha fazla. Çünkü biz işimizi iyi yapmayı bilmeyen daha onu yeni yeni öğrenmeye çalışan bir toplumuz. İşte iş güvenliği çıkalı çok kısa bir zaman oldu. Şimdi artık Amerika’da, Avrupa’da kişilerin verilerine, reytinglerine göre sigorta çıkmaya başladı. Bu adam kar lastiği takıyor mu, trafikte ceza yemiş mi, kamuya olan borçlarını gününde ödemiş mi gibi. 

- Sistemde boşluklar daraldıkça sigortacılıkta kendine göre bu konuda adımlar atıyor diyebilir miyiz?

 Yani şöyle sigortacılık ne kadar çok doneye kolay ulaşıp o veriler gerek sektör tarafından gerek devlet tarafından gerekse bizim tarafımızdan bir klase şekline getirilir,  bunlar sigorta şirketlerinin sektör paydaşlarına doğru iletilirse fiyatlama ve işi yönetmek sigorta sektörü açısından daha kolaylaşacak. Çünkü sigorta istatistikle alakalı bir sektör. Mesela İstanbul’daki dolu hasarında, ilkinde sigorta şirketleri acemi oldukları için bir şey olmadı; ama ikincisinde ellerindeki datada bulunanlara SMS attılar. Bugün felaket yaşanacaktır sokağa çıkmayınız, dikkatli olunuz gibi uyarıcı mesajlar gönderildi. Bu örnek verinin, datanın ne kadar önemli olduğunu bizim sektörde somut olarak ortaya koyan bir olay.

H. ALİ YÜCEL KİMDİR?

1971 Yılında Adıyaman/Besni’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Besni’de, lise öğrenimi Mersin’de, üniversite öğrenimini 1991 yılında Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümünü bitirerek tamamladı. Siyaset Bilimi Lisansı ve Boğaziçi Üniversitesi Satış teknikleri ve yönetim bilimi MBA eğitimi aldı. 1993 yılında Yücel Sigorta Firmasını kurdu. Yücel sigorta bugün kendi sektörünün lider firmaları arasında bulunmaktadır. Ali Yücel sigorta sektöründe de birçok görevlerde  bulunmaktadır. Başkent Sigorta Acenteleri Derneğinde Başkan Yardımcılığı TÜSAF Yönetim Kurulu Üyeliği, SAİK Ankara il delegeliği görevlerini de halen yürütmektedir. Ankara Genç İşadamları Derneğinde Genel Sekreterlik görevlerinde bulundu. Halen BASİAD (Başkent Sigorta Acenteleri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevini yürütmektedir. 

STAR

banner263

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

banner56

banner62

banner81

banner213

banner135

banner55

banner333

banner78

banner91

banner317

banner133