banner154

Ankara’da İşçilerin Sağlığı ve Güvenliği

Geçen ayki köşe yazımda sizlerle Mayıs ayının son günlerinde basına yansıyan bir raporu paylaşmak istediğimi fakat bayram tatilinde meydana gelen yangın ve sonrasında gündeme gelenlerin fikrimi değiştirmeme neden olduğunu sizlerle paylaşmıştım.

Bu ayki yazımda ilgili rapor güncelliğini yitirmeden raporda önemli bulduğum bazı noktaları sizlerin dikkatine sunmak istiyorum.

İlgilenenler raporun tamamına internet kanalı ile ulaşabilirler.

Öncelikle araştırmanın verilerine göz atmakta fayda var.

Araştırma Ankara’da istihdamının işkollarına ve sektörlere göre ağırlığı baz alınarak 272 kişiyle yapılmıştır. Katılımcıların yüzde 74,7’si erkek ve yüzde 25,3’ü kadındır. Katılımcıların yüzde 75,2’si 26-50 yaş aralığında bulunurken bu yaş aralığını yüzde 14,8 ile 18-26 yaş aralığındaki kişiler oluşturmaktadır. Katılımcıların eğitim düzeyleri incelendiğinde ise yarısına yakınının en az lise düzeyinde eğitim aldığı görülmektedir. Çalışma süreleri dikkate alındığında 1/3 oranınki katılımcının 20 yıldan fazladır çalışma hayatındadır. Katılımcılardan yüzde 12’si ilkokul mezunu, yüzde 14’ü ilköğretim (ortaokul) mezunu, yüzde 49’u lise mezunu ve yüzde 24’ü üniversite mezunudur.

Ankete katılanların yüzde 5’i 0-1 yıl arası, yüzde 20’si 1 ila 5 yıldır çalışmaktadır. Yüzde 19’u 6 ila 10 yıl arası, yüzde 25’i 11-20 yıldır bir işte çalışmaktadır. Yüzde 30’u ise 20 yıldan fazladır çalışma hayatındadır.

Raporda önemli gördüğüm bazı noktalar aşağıdadır.

-Çalışmaya katılan işçilerin yüzde 13’ü sigortasız işlerde çalışmaktadır. Sigortasız çalışan işçilerin %60’ı son 1 yılda işyerlerinde iş kazası yaşandığını ifade etmiştir.

Sigortasız işlerde çalışan işçiler bakımından işyerinde koruyucu donanım ve ekipmanların verilmesi de diğer işçilere nazaran oldukça düşüktür. Sigortasız çalışan işçilerin yüzde 51’i İşyerlerinde koruyucu donanım ve ekipmanların temin edilmediğini söylerken yüzde 3’ü bu konuda bir bilgilerinin olmadığını söylemiştir.

-Kadrolu işçilerin yüzde 87’si iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verildiğini ifade ederken,taşeron işçilerin yüzde 34’ü, sözleşmeli çalışanların yüzde 34’ü, geçici işçilerin ise yüzde 74’ü hiçbir iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almadıklarını ya da bu konuda bir bilgilerinin olmadığını ifade etmiştir.İş Sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verildiği hallerde de çoğunlukla işkoluna göre tehlike durumu; dolayısıyla eğitimin periyodları belirlenmesi gerekirken eğitimlerin 32’si yılda bir kez, yüzde 24’ü yılda 2 kez, yüzde 6’sı 3 kez, yüzde 7’si ise 3’ten fazla verilmektedir.

-İşyerlerinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları yasaca işyerinin sağlığı ve güvenliği ile ilgili tedbirleri almak, işvereni bu konuda uyarmakla yükümlü kılınmışken araştırmamızda, işçilerin önemli bir kısmı işyerlerinde bir işyeri hekiminin ve iş güvenliği uzmanının bulunmadığını ifade etmiştir. Elbette ki tek başına işçinin beyanı o işyerinde işyeri hekimi ya da iş güvenliği uzmanı olup olmadığını göstermez. Ancak işçinin işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının varlığından haberdar olmayışı ilgili işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği profesyonellerinin eliyle etkili bir müdahalede bulunulmadığının göstergesidir.

Araştırmaya katılanların yüzde 28’i işyerlerinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı bulunmadığını söylemiştir. Yüzde 19’u ise işyerlerinde bir işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı bulunup bulunmadığı konusunda bilgilerinin olmadığını ifade etmiştir. Çalıştığı işyerinde İSİG profesyoneli olduğunu söyleyenlerin oranı ancak yüzde 53’dür.

-Araştırmaya katılan işçilerin önemli bir kısmı işyerindeki tehlike ve riskleri bildiğini ifade etmektedir (Yüzde 78). Yüzde 15’i çalışırken karşı karşıya olduğu tehlike ve riskleri bilmediğini ifade ederken, yüzde 7’si bu konuda herhangi bir fikirlerinin olmadığını ifade etmiştir. Tehlike ve riskleri bilmeyenleri “bilgim yok” ve “hayır” ifadeleri ile birlikte değerlendirdiğimizde 5 işçiden birisinin işyerinde kendisini bekleyen tehlike ve riskler konusunda bilgisinin olmadığı görülmektedir.

Ancak, asıl sorun işçilerin büyük bir kısmının bildiğini ifade ettiği tehlike ve riskler konusundaki sınırlılıktır. Araştırmada bu tehlike ve risklerin neler olduğu sorusunu işçilerin ancak küçük bir kısmı yanıt vermiştir. Bunun yanında, işçilerin verdikleri yanıtlar batma, düşme, elektrik çarpması, enfeksiyon, havasızlık, kimyasal, radyasyon, saldırı, stres, uzuv kaybı, yanma ve yüksekten düşme gibi büyük çoğunluğu somut, ölçülebilir ve görünürlüğü en yüksek risk ve tehlikelerle sınırlı kalmıştır. Bu sınırlılık, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verimliliğini de ölçmektedir. Bunun yanında işçiler tarafından en fazla ifade edilen tehlike yüksekten düşme, elektrik çarpması, kimyasallar ve saldırı olmuştur.

-Araştırmada,işçilere yaptıkları işe uygun kişisel koruyucu ve donanım ekipmanları verilip verilmediğini, bu donanımların ne derece yeterli olduğunu ve verilen ekipmanların yenilenip yenilenmediğini ölçmeye çalışılmıştır. İşçinin sağlığı ve güvenliği bakımından oldukça önemli, ancak işverenler bakımından bir maliyet kalemi olarak kabul edilen bu kişisel koruyucu ve donanım ekipmanlarının özellikle de inşaat, petro-kimya gibi tehlikeli işkollarında büyük oranda verilmediği görülmektedir.

Araştırmaya katılan işçilerin yüzde 34’ü çalışırken verilmesi gereken koruyucu donanım ve ekipmanların verilmediğini, yüzde 18’i ise bu konuda bir bilgilerinin olmadığını ifade etmiştir

İşçilerin tehlike ve riskler konusundaki değerlendirmelerinde olduğu gibi, bu ekipmanların sağlandığını ifade eden işçilere verilen kişisel koruyucu ve donanım ekipmanlarının ancak temel düzeyde karşılandığı ortaya çıkmaktadır.

Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu ve donanım verildiğini ifade eden işçilerin ancak yüzde 20’si bu kişisel koruyucu ve donanımların neler olduğunu sıralamıştır. Bunlar; baret, yelek, eldiven, ayakkabı, gözlük, kulaklık, maske, önlük, kemer, dezenfektan ve sandalye ile sınırlı kalmıştır. Yine işçilerin ancak yüzde 44’ü bu kişisel koruyucu ve donanım ekipmanlarının düzenli aralıklarla yenilendiğini söylemektedir.

Kişisel koruyucu ve donanım ekipmanlarının verilmediğini ifade edenler taşımacılık, tarım-ormancılık, tekstil, gıda ve inşaat işkollarında yoğunlaşmaktadır. Taşımacılık ve tarım/orman işkolundaki çalışanların yüzde 75’i kişisel koruyucu ve donanım ekipmanları verilmediğini ifade ederken, tekstil işkolunda çalışanların yüzde 67’si, gıda işkolunda çalışanların yüzde 47’si, inşaat işkolunda çalışanların yüzde 43’ü kişisel koruyucu ve donanım ekipmanlarının verilmediğini ifade etmiştir.

-Araştırma,işçilerin pek çoğunun çalışma hayatında en az 1 kez iş kazası yaşadığını, işyerinde son 1 yılda iş kazası yaşanma sıklığını ve uzuv kayıplı iş kazalarının, iş cinayetlerinin yaygınlığını göstermektedir. Bunun yanında kazaların ardından işyerlerinde başka bir kaza  yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınmadığı da görülmektedir.

İşçilerin yarıya yakını (yüzde 44’ü ) son bir yılda çalıştığı işyerinde iş kazası yaşandığını, yüzde 38’i ise iş kazası yaşanmadığını söylemektedir. İşçilerin yüzde 18’inin ise işyerinde son bir yıl içerisinde iş kazası yaşanıp yaşanmadığı ile ilgili bir bilgisi yoktur.

İşyerinde yaşanan iş kazası ile ilgili bir bilgisi olmayanlar göz ardı edildiğinde dahi, işçilerin yarıya yakınının işyerinde, son 1 yılda iş kazası yaşanmıştır. İşyerlerinde uzuv kayıplı iş kazası yaşanıp yaşanmadığı sorusuna ise işçilerin emekçilerin yüzde 60 “hayır” yanıtını vermiştir.

Araştırmaya katılan her 10 işçiden 3’ü çalışma yaşamları boyunca en az 1 kez iş kazası yaşamıştır.

Yaşanan iş kazalarının ardından işyerinde gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı sorusuna işçilerin yüzde 29’u herhangi bir önlemin alınmadığı şeklinde yanıtlarken, yüzde 36’sı önlem alınıp alınmadığı konusunda bilgilerinin olmadığını ifade etmiş, işçilerin ancak yüzde 35’i önlem alındığını söylemiştir.

-İşçilerin meslek hastalıkları ile ilgili bilgileri ise oldukça sınırlıdır. Buna rağmen, araştırmaya katılan işçilerin yüzde 35’i işe bağlı bir hastalıklarının olduğunu ifade etmiştir. Yüzde 53’ü bir meslek hastalığı olmadığını söylerken, yüzde 11’i ise meslek hastalığı olup olmadığına ilişkin bir bilgilerinin olmadığını belirtmiştir.

Meslek hastalığı tanısının konulması işçiler bakımından oldukça zor bir süreçken, araştırmaya katılan işçilerin yüzde 16’sı meslek hastalığı şüphesi ile hastaneye gittiğini, yüzde 84’i ise meslek hastalığı şüphesi ile hastaneye gitmediklerini belirtmiştir.

-İşçilerin çoğu işyerinin sağlıklı ve güvenli olduğunu düşünmüyor. İşyerini sağlıklı ve güvenli bulmama oranı, geçici ve taşeron çalışan işçilerde, mesaiye kalmak durumunda kalan işçilerde, sigortasız çalışan işçilerde, güvencesiz sektörlerde çalışan işçilerde yoğunlaşıyor. İşçilerin yüzde 48’i işyerini sağlıklı ve güvenli bulurken, işçilerin yarısından fazlası (yüzde 52’si) çalıştığı yerin sağlıklı ve güvenli olmadığını düşünüyor.

İşyerinin sağlıklı ve güvenli olup olmadığına verilen yanıtlar, işkolu bazında değerlendirildiğinde ortaya daha çarpıcı bir sonuç çıkıyor. İşyerinin sağlıklı ve güvenli olduğu düşünenler daha çok ”tehlikesiz” ve “az tehlikeli” işkollarında çalışanlar iken işyerinin sağlıksız ve güvensiz olduğunu düşünen işçiler en çok petro-kimya, inşaat,tarım-ormancılık ve sağlık işkolunda çalışanlardan oluşuyor. Petro-kimya işkolunda çalışan işçilerin yüzde 86’sı işyerinin sağlıksız ve güvensiz olduğunu düşünürken, inşaat işçilerinin yüzde 80’i, sağlık işçilerinin yüzde 64’ü işyerini sağlıksız ve güvensiz buluyor.

YORUM EKLE

banner56

banner62

banner81

banner213

banner135

banner55

banner78

banner91

banner317

banner133