banner258

Yeni facialara dur de !

Köşe yazılarımda mümkün oldukça ülkemizde ve dünyamızda yaşanan doğal afetler,yangınlar ve kazalardan sonra bu tarz olaylar ile neden karşılaşıldığını ve bir daha karşılaşmamak için neler yapılması gerektiğini paylaşmaya çalışıyorum.

Sonucunda yazılarım da kaynak olarak verdiğim raporlar,basın açıklamaları vs. hepsi konusunda gerçekten uzman kişiler yada kuruluşlar tarafından kaleme alınıyor.Bir çoğunda ben yorum yapmıyorum,zaten karşılaştığımız olaylar gerçekten yorum yapmamıza gerek bile bırakmıyor.

Bu paylaşımlarda ki genel amacım ise çok hızlı akan hayatımızda bazı şeylerin gözden kaçmasını engellemek ve genel olarak bizlere has olan yaşanan olaylara alışmak ve sorgulamadan kabul etme eğilimimizi biraz olsun kırabilmek.

Bu yazımda da son günlerde basına yansıyan bir rapor ve bir basın açıklamasından bahsetmek istiyorum.

Bahsetmek istediğim rapor Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) tarafından yayınlandı,tahmin edebileceğiniz gibi konu Aralık ayında yaşanan hızlı tren faciası ile ilgili.Raporda bir çok önemli bilgi olmakla beraber en çok aşağıda ki kısmın ilgimi çektiğini söylemek isterim.(Böyle bir durumun yaşanan bu kadar kazadan sonra gerçekleşmeyeceğine,yetkililerin büyük bir sorumluluk örneği göstererek bu duruma izin vermeyeceklerini düşünmek istiyorum).

Raporda, “Kayaş-Ankara-Sincan hattındaki sinyalizasyon sistemi bitmeden hiçbir şekilde banliyö treni çalıştırılmamalıdır. Gebze-Halkalı arasındaki Marmaray hattının Ayrılıkçeşme-Kazlıçeşme arası dışındaki güzergâhının 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak yerel seçimler öncesi sinyal olmadan açılacağı söylenmekte olup, çok büyük tehlikelere yol açabilecek bu adımdan kesinlikle vazgeçilmelidir” uyarıları yer aldı.

Bahsetmek istediğim basın açıklaması ise Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz tarafından yapıldı.Basın açıklamasının detaylarına geçmeden önce bende geçen hafta içerisinde Antalya ve çevresinde gerçekleşen şiddetli fırtına ve hortumlarda yaşamını yitirenlerin  yakınlarına başsağlığı,yaralananlara da acil şifalar diliyorum.

Basın açıklamasında küresel ısınmanın iklim ve doğa üzerindeki telafisi mümkün olmayan olumsuz etkilerinden de bahsedilmiş,rapor Antalya da yaşananların aslında tüm ülkenin bir fotoğrafı olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.Ülkemizde neden bu tarz afetler ile karşılaşıldığı bir çok çalışma ile ortaya kondu.Raporda benim için çok kıymetli olan kısım Antalya’da karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri, aşağıda bu maddelerin bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Merak edenler basın açıklamasının tamamına aşağıda ki adresten ulaşabilir.

https://www.tmmob.org.tr/icerik/antalya-ozelinde-yasananlar-tum-ulkenin-fotografi-niteligindedir

-Hızlı nüfus artışı ile kentin tarım alanlarına kontrolsüz yayılması, kıyı, tarım, orman, maki, fundalık fark gözetmeksizin yapılaşmaya açılması,

-Adeta kıyı kesiminde beton bir set haline gelen turizm tesisleri, Belek ve Kundu ormanları örneğinde olduğu gibi kıyı ve orman alanlarının turizm tesislerine tahsisi,

-Finike ilçesi örneğinde olduğu gibi fütursuzca verilen maden/mermer ruhsatlarıyla orman alanlarının/doğal alanların tahribi,

-Sadece Alakır Çayı üzerinde planlanan 8 adet HES projesi olduğu göz önüne alındığında akarsuların HES’lere teslimi,

-Kıyıların, açık alan düzenlemesi, liman, mendirek gibi kıyı yapıları, dolgu vb müdahalelerle neredeyse tamamının doğal niteliğini kaybetmesi,

-Caretta Caretta’ların sayılı üreme alanları da dâhil, tüm sahillerin yapılaşmaya açılması,

-Akarsu yataklarının ıslah çalışmaları adı altında daraltılması/ müdahale görmesi,

-Kumluca Adrasan bölgesinde her yıl çıkan(çıkarılan) yangınlarla ormanlık, makilik, fundalık alan kayıpları,

-Kentsel altyapının yağışlara bağlı yüzey akışın drenajını sağlayacak şekilde yapılmaması, gibi yanlış arazi kullanım kararları ve arazi kullanım değişiklikleri doğa olaylarının afet olarak yaşanmasına yol açmaktadır.

Gerçekte hepsi birer doğa olayı olan deprem, heyelan, çığ, kaya düşmesi, su baskını, hortum vb. aşırı hava olaylarının afete, yani insani ve ekonomik yıkıma dönüşmemesi, olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi için;

-Kıyılar, akarsular ve sulak alanlarda suyun doğal yayılım/akış alanı içinde kalan alanlar yapılaşma dışı tutulması,

-Derelerin, vadilerin, ormanların, kıyıların, yaylaların, su havzalarının, kısacası yapılaşmaya uygun olmayan alanların yapılaşmaya açılmaması,

-Bütüncül planlamanın bir gereği olarak risk haritalarının yapılması, afete duyarlı sakınım planlarının acil olarak hayata geçirilmesi,

-Yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması, ithal kömüre dayalı termik santral yapmaktan vazgeçilmesi,

-Düşük standartlarda ve mühendislik hizmeti görmemiş güvenliksiz yapı üretimini adeta destekleyen imar affının bir seçenek olmaktan çıkarılması,

-Hiçbir kural gözetmeksizin HES ve maden, taş ocağı ve mermer şirketlerine verilen izinlerin iptal edilmesi,

YORUM EKLE

banner56

banner62

banner259

banner213

banner183

banner135

banner203

banner64

banner260

banner78

banner91

banner133